savaş değil barış!
28.06.2013 - Diyarbakır Lice Hezan (Kayacık) Köyü Olayı Nihai Raporu

 

28.06.2013  TARİHİNDE DİYARBAKIR İLİ LİCE İLÇESİ HEZAN (KAYACIK) KÖYÜNDE YAŞANAN OLAYLARA İLİŞKİN GÖZLEM VE DEĞERLENDİRME RAPORUDUR

OLAY           

28.06.2013 tarihinde Diyarbakır İli Lice İlçesi Hezan (Kayacık) Köyünde 250-300 kişilik bir  gösterici grubun barış süreci içerisinde bölgede hazırlıkları artan “Karakol (Kalekol) Yapımına” karşı tepkilerini dile getirmek için Kayacık Köyü Jandarma Karakolu önünde toplanması ve bu esnada, güvenlik görevlilerinin ateşli silahlarla, göstericilere ateş açmaları sonucu bir göstericinin  yaşamını yitirmesi, dokuz göstericinin ise ateşli silahla yaralanması olayı.

AMAÇ          

 

Bu olay nedeni ile mağdurlar, mağdur yakınları, varsa görgü tanıkları ve resmi yetkililer ile görüşmek, araştırma ve incelemeler ile varsa hak ihlalini tespitlerini yapmak, elde edilen bilgiler sonunda rapor hazırlamak, raporu ilgili ve yetkili kurum ve makamlara göndererek maddi gerçeğin açığa çıkarılmasına katkıda bulunmak, kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak, faillerin bulunması ve haklarında gerekli soruşturmanın başlatılmasını talep etmek amacıyla bir insan hakları heyeti oluşturulmuştur.

 

HEYETİN OLUŞUMU

 

Heyet, Mazlumder Diyarbakır Şube Başkanı Av. Abdurrahim AY ile Şube yöneticileri Av. Cihan ÜLSEN,  Ahmet AKSOY ve M. Sami ÇINAR’dan oluşmuştur.

 

HEYET GİRİŞİMLERİ

 

Olayın meydana gelmesinden sonra medyada farklı bilgilerin olması nedeni ile hak ihlali olup olmadığı var ise olayın meydana geldiğini medyadan öğrenir öğrenmez 28.06.2013 günü saat 19.00-19.30 gibi olay yerine ulaşmıştır. Şube Yöneticilerimiz olay yerine intikal ettikten sonra olay yeri inceleme esnasında hazır bulunmuş ve gerekli görüşmeler yapmıştır. Soruşturmayı Yürüten Savcı, Kayacık Jandarma Karakol Komutanı, olay anında orada bulunan ismini vermek istemeyen şahıslar/ görgü tanıkları ve köylüler ile görüşme sağlanmış, Lice Kaymakamından randevu talep edildiği halde randevu taleplerimiz karşılıksız kalmıştır. Bununla beraber olayın hemen ardında olay yerinde bulunan heyetimizce gerekli notlar tutulmuştur.

 

HEYETİN OLAY YERİNE GİDİŞİ VE YAPTIĞI GÖRÜŞME LER

 

Olayın hemen ardından olay yerine giden heyetimizce ilk önce ismini vermek istemeyen ve olaylar esnasında orada bulunan görgü tanığı ile görüşülmüştür. En başta Kayacık Köyü ve diğer çevre köylerde ikamet eden vatandaşlar ile görüşüldüğünde genel olarak, jandarmanın olaya aşırı tepki gösterdiğini, protestoya katılanların barışçıl gösteri için bir araya geldiklerini ve çoğunun kadın ve gençlerden oluştuğu ve bunların silah taşımadıklarını beyan etmiştirler. 

 

İsmini Vermek İstemeyen Görgü Tanığı: “Olay, karakol yapımını protesto için başladı. Karakol önünde toplanan grup sloganlar eşliğinde karakol inşasını protesto ediyorlardı. Grup hiçbir şekilde karakola fiziki müdahalede bulunmadı. Sadece protesto devam ederken karakolun yanında bulunan inşaata doğru giderlerken grubun ortasına gaz bombaları atılmaya başlandı. Gaz bombalarının atılması ile beraber karakol önündeki kalabalık inşaatın bulunduğu yere doğru taşlar  fırlatmaya başladı. Ayrıca kalabalık içerisinde bu esnasında iki adet inşaatın bulunduğu yere Molotof kokteyli atıldığını gördüm. Bunun üzerine karakol tarafından kalabalığın olduğu yere ağır silahlar ile ateş açılmaya başlandı. Neye uğradığımızı şaşırdık. “Yapmayın, etmeyin” diye sesler yükseliyordu. Yaklaşık 5 dakika boyunca silah sesleri duyuldu. Kalabalıktan karakola doğru silah atıldığını görmedik. Askerler hedef gözetmeden ateş açıyorlardı. Kalabalığın toplandığı yerde farklı bölümlerde insanların yaralandıklarını gördüm.” demiştir. 

 

Olay Yerinde Bulunan Savcı : “Olayın bütün yönlerin ile inceleneceği, ellerinden geldikçe olay yerinde bulunan delillerin toplanacağı, sağlıklı bir soruşturma için bütün tedbirleri alacaklarını” beyan etmiştir.

 

İsmini Vermek İstemeyen Karakolda Bulunan Asker : “Kalabalık ilk geldiğinde bir sorun olmadığını. Protesto devam ederken yüzü kapalı bir grubun kalabalığa karıştığını, bundan dolayı korktuklarını. İnşaata yaklaşırken bu gruba gaz bombası attıklarını, grubun dağılmamasından sonra havaya ateş açtıklarını, yaralıların nasıl yaralandığını bilmediklerini” dile getirmiştir.

 

Olayda Yaralanan, ismini vermek istemeyen J.Y: Protesto eyleminde bulunmadığını, kalabalığın arasına karışan çocuğunu olay yerinden uzaklaştırmak istediği için göstericilerin arasına karıştığını, karakoldan üzerlerine bir anda ateş açıldığını, gerisini hatırlamadığını ifade etti.  

 

Kayacık Köyü Jandarma Karakol Komutanı: Heyetimize bir açıklamada bulunmak istemediğini dile getirmiştir. Ancak olay yerinde bulunan diğer heyetler ile birlikte yapılan görüşmede yaralıların olay yerinde yaralanmadıklarını, başka bir mezrada yaşanan kavgadan dolayı yaralılarının bulunduğunu dile getirmiştir.

 

Lice Kaymakamı Özer ÖZBEK: Hem heyetimizce hem de Genel Merkezimizin randevu taleplerini dönüş yapılmadığından kendisi ile görüşülememiştir.

 

OLAYA İLİŞKİN İDDİALAR

 

Öncelikle, olayın çıkış sebebine ilişkin resmi makamların yapmış olduğu açıklamalar;

a-      Olayın köylüler arasındaki husumetten kaynaklandığı,

b-     Yapılan uyuşturucu operasyonlarından duyulan rahatsızlık,

 

HEYETİN YAPTIĞI TESPİTLER

           

          Kayacık (Hezan) köy yolu ayırımının ve köy yolunun çevre köylülerce kapatıldığı heyetimizce gözlenmiştir.

          Olay yerinin Kayacık (Hezan) köyü yeni karakol inşaat alanı önü olduğunu tespit etmiştir.

          Yapılan protestolara Kayacık ( Hezan ) köyünden bir katılımın olmadığı, protestoya katılımların genelde Lice ilçesi merkez, çevre köy ve mezralardan geldikleri tespit edilmiştir.

          Heyetimiz olay yerine vardığında çeşitli STK (İHD, BARO, KESK, TABİP ODASI) temsilcilerinin olay yerinde olduğunu gözlemlemiştir.

          Olay yeri incelemesinin STK (İHD, BARO, KESK, TABİP ODASI) temsilcileri olay yerine varmadan sadece karakol içerisindeki tespitlerden ibaret olduğu tarafımızca görülmüştür.

          Olay yerinde gerekli tertibatların alınmadığı ve böylece delillerin sağlıklı bir şekilde toplanmadığı heyetimizce gözlemlenmiştir.  STK temsilcilerinin talepleri doğrultusunda olayın yaşandığı yerlerde de inceleme yapılmıştır.

          Heyetimiz olay yerine vardığında karakol ve civarında herhangi bir yangın veya ateş olmadığı halde daha sonra karakolun bulunduğu yerin hemen alt kısmında –çalıların olduğu bölümde-  bir yangının çıktığı tespit edilmiştir. Bununla beraber işçilere ait çadırların yandığı yer, heyetimize gösterilmemiştir. Heyetimiz de görmediği ve tanık olmadığı bir husus konusunda değerlendirme yapmamıştır. Lakin raporda da belirttiğimiz üzere atılan molotof kokteyllerinin o civarlara atıldığı ayrıca belirtilmiştir. Valiliğin yayınladığı görüntüler de tespitlerimizi bu anlamda doğrulamaktadır.

          Olay yerinde 4–5 yerde farklı noktalarda kan izleri tespit edilmiştir.

          Olay yerinde pet şişeler,poşetler ve pankartların delil olarak alınması dikkat çekici olarak görülmüştür.

          Yapılan görüşmelerde, olayda askeri kuvvetlerin öncelikle gaz bombası kullandığı tespit edilmiş, gaz bombası kullanıldıktan sonra karakol inşaatının bulunduğu alana ( askerlerin bulunduğu alandan uzak bir bölgeye, inşaat alanına doğru, çadırların olduğu bölge tarafına )  göstericiler tarafından taşlar ile 2 adet molotof kokteyli atıldığı ve sonrasında jandarmanın silah kullandığı tespit edilmiştir.

          Olayın çıkış nedeni protesto sırasında orada bulunan kişiler ve Kayacık (Hezan) köyünde yaşayanlar ile yaptığımız görüşmeler neticesinde Lice İlçesi ve çevre köylerinde yaşayanların Kayacık Köyünde bulunan Jandarma Komutanlık binasında yapılan tadilatlar ve inşaatları protesto etmek için toplanmış oldukları tespit edilmiştir.

          Olayın oluşumu ile ilgili yetkili makamlarca çelişkili ifadeler kullanıldığı tespit edilmiştir.

  • Olayda güvenlik kuvvetlerince Medeni Yıldırım adlı bir 1 kişinin yaşam hakkının ve 9 kişinin de vücut bütünlüğünün ihlal edildiği,
  • Ölü ve yaralıların genel itibari ile sırt ve bölgesinden olduğu, bundan dolayı karakolun saldırı altında kaldığı ve meşru müdafaaya başvurduğu iddialarını doğrular nitelikte olmadığı,  tam tersine karakoldan uzaklaşmakta olan kitlenin üzerine ateş açılmış olduğunu göstermektedir.
  • Bütün tanıklar ve mağdurlar, dağılma sırasında kitlenin, mevcut karakola değil, inşaat alanına taş attığını ifade etmiştirler.
  • Bu ihlallerle ilgili olarak henüz hiçbir olası şüphelinin gözaltına dahi alınmadığı,
  • Şiddete başvurmadan kullanılan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılması sırasında güvenlik kuvvetlerince biber gazıyla kitleye müdahale edilerek hakkın kullanılmasının engellendiği,
  • Kitle tarafından hakkın kullanılmasının sınırlarının dışına bundan sonra çıkıldığı,
  • Kitleye karşı doğrudan ateşli silah kullanımını gerektiren bir durum olmadığı,
  • Jandarma Karakolu ve güvenlik kuvvetlerine karşı herhangi bir şekilde silah kullanılmadığı, kitle tarafından silah kullanıldığı gösterir herhangi bir delil veya buna ilişkin bir beyan olmadığı heyetimizce tespit edilmiştir.

          Güvenlik kuvvetlerinin, Medeni Yıldırım'ın yaşam hakkı ve yaralananların vücut bütünlüğünün ihlaline neden olan hareketlerinden önce herhangi bir uyarı ateşi açmadığı, Göstericilerin hiçbir şekilde karakol binasına fiziki bir müdahaleleri olmamasına karşın, olayda kolluk güçlerince ağır silahlar hedef gözetecek şekilde doğrudan kitle üzerine kasti olarak ateş açıldığı tespit edilmiştir.

 

KANAAT ve ÖNERİLER 

 

          Olayın çıkış sebebine ilişkin resmi makamların yapmış olduğu açıklamalar; yetersiz ve inandırıcılıktan uzak beyanlardır. Bu beyanları destekleyen tek bir tanık beyanı veya delile heyetimiz ulaşamamıştır.

          Böylesi bir olayda ağır silahların hedef gözetecek şekilde kullanılması kabul edilemez bir durumdur.

          Barış sürecinin sorunsuz bir şekilde nihayete ermesi ve  özellikle son zamanlarda  toplumda büyük rahatsızlıklar  meydana getiren yeni karakol yapımlarına ilişkin yapılan protesto eylemi, orantısız güç kullanılarak yaşam hakkının ağır bir şekilde ihlaline meydan veren bu olayın yaşanmasına yol açmıştır.

          Olaydan sonra kamu erkinin açıklamaları yanıltma ve yönlendirme amaçlı olup gerçek dışı beyanlarıdır.  “Göstericiler birbirlerini vurmuşlar” , “Köylüler arasında husumet vardı, olay bu husumetten kaynaklanmıştır” gibi gayri ciddi açıklamaların yapılması,  bir kez daha devlet aklının böylesi olaylarda “memurunu koruma-kollama” alışkanlığından vazgeçmediğini göstermektedir. Ayrıca olaydan 2 gün sonra Diyarbakır Valisinin yaşananların yapılan uyuşturucu operasyonlarına tepki olarak yaşandığını bildirmesi gerçek dışılığı ve çelişkiyi ortaya koymaktadır. Bu açıklamalar bir kez daha yaşananların üstünün örtüleceği kaygısını bizde oluşturmuştur.  

          Olay yerinden delillerin toplanması esnasında ayrıca pankart ve pet şişelerin toplanması ilk elden protesto olayına karışanların tespiti amacı ile yapıldığı, olay yeri incelemenin yaşanan olayın meydana çıkarılmasından çok, olaya katılanların tespit edilmesi gibi bir amaçla yapıldığı kanaati oluşturmaktadır.  

          Dosya hakkında gizlilik kararı verilmesi böylesi toplumsal olaylarda pratik haline gelen tutumun tekrarlanmasını göstermektedir. Bir an önce dosya üzerindeki gizlilik kararı kaldırılarak kamuoyunun bilgilenmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır.

          Barış sürecinin akamete uğramaması için karakol ve kalekol projeleri durdurulmalıdır.

          Olayın salt uyuşturucu konusunda çıktığı yönündeki siyasal iktidarın tavrı düşündürücüdür. Bu konuda siyasal iktidarın gerekli özeni göstererek kamuoyunu sağlıklı ve doğru bir şekilde bilgilendirme yapması en önemli görevlerinden biridir.

SONUÇ

 

Heyet şu hususların öncelikle yapılması gerektiği kanısına ulaşılmıştır:

          Olay yerinde bulunan mermi kovanlarının balistik incelemelerinin yapılarak hangi güvenlik görevlilerinin ateş açtığının tespit edilmesi,

          Ateş emrinin verilip verilmediği ile verilmiş ise kim tarafından verildiğinin tespit edilmesi,

          Tespit edilen kişilerin öncelikle açığa alınması ve haklarında etkin bir soruşturma yapılmasını,

          Soruşturmanın bir an önce sonuçlandırılmasını ve dosyadaki gizlilik kararının kaldırılmasını,

          Başta olayda hayatını kaybeden Medeni Yıldırım olmak üzere olaylar esnasında yaralananların zararlarının tazmini ile kendilerinden özür dilenmesi gerektiğini belirten MAZLUMDER geçen zaman içerisinde halen kovuşturma aşamasına geçilmemesi kabul edilemez olduğunu belirtir etkin, adil ve hızlı bir şekilde adli ve idari tahkikatın bir an önce sonuçlandırılmasını ve sorumluların yargılanmasını talep etmektedir. 05/09/2013

 

 

MAZLUMDER DİYARBAKIR ŞUBESİ

YAYIN BİLGİLERİKategori Adı Yurt İçi RaporlarTarih 2013-07-26Hazırlayanlar DiyarbakırElektronik Versiyon Döküman için tıklayınız.
Şube ve Temsilcilerimiz
diyarbakir
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Diyarbakır Şubesi
Adres: Gevran Cad.2.Akkoyunlu Sok. Nuryuva Apt. Kat:1 NO:1 (Konukevi karşısı) Ofis/DİYARBAKIR
E-posta: mazlumderdiyarbakir[a]gmail.com | Telefon: (412) 228 42 04 | Faks: (412) 228 42 14

Ziyaretçi Sayımız : 1921601

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari