savaş değil barış!
Batıdaki İslam Karşıtlığı ve Jakoben Uygulamalar, Tüm İnsanlığı Tehdit Ediyor

Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde yaşanan işgal, savaş ve iç karışıklıklar neticesinde yerini yurdunu terk etme mecburiyetinde kalan milyonlarca insan, yakın ya da uzak ülkelere sığınıyor. Bunun kendi ülkelerindeki gündelik hayata etkilerini manipülatif söylemlerle politik bir imkâna çevirmek isteyen siyasi partilerin son yıllarda giderek artan ırkçı, yabancı 
düşmanı ve İslam karşıtı söylemleri ise mültecilerle birlikte vatandaşı oldukları ülkelerdeki Müslümanlar için de ciddi bir risk unsuru teşkil etmeye başladı.

Gerçekleştirilen eylemleri, faillerinin ya da mağdurların kimliğine bakarak ayrıştıran, faili etnik ya da dini kimliklerinden dolayı ötekileştirme kampanyasına zemin hazırlayacak eylemleri geniş ölçekte ön plana çıkan bu politik strateji, medyatik bir destek bulduğunda;tüm göçmenleri, mültecileri ve Müslümanları “olağan şüpheli, potansiyel suçlu, içerideki terörist unsur” gibi görenlerin sayısı artıyor ve bu tehlikeli artış; mezkûr grupları hedef haline getirerek insan hakları ihlallerini yaygınlaştıran sonuçlar üretiyor.

Kanada'nın Quebec eyaletindeki Quebec İslam Kültür Merkezi Camisi'ne akşam namazı esnasında düzenlenen silahlı saldırıda 6 kişinin katledilmesi, 5’i ağır 19 kişinin ağır şekilde yaralanması; hayat hakkına kast etmeye başlayan bu siyasal yönelimin son trajik örneğidir. 
MAZLUMDER olarak bu menfur saldırıyı kınıyor, ölenlere rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

27 yaşındaki saldırganın; üniversitede siyaset bilimi ve antropoloji öğrenimi görmesi ve daha önce herhangi bir suç kaydı bulunmaması, sosyal medya hesaplarında ise ABD Başkanı Donald Trump'ın ve Fransız Ulusal Cephesi lideri Marine Le Pen'in sosyal medya hesaplarını beğenmesi; farklı ülkelerdeki İslam karşıtı ırkçı söylemlerin birbirini besleyen küreselleşen bir sorun teşkil ettiği şeklinde değerlendirilebilir.

ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın çıkardığı başkanlık kararnamesiyle Suriye, Irak, İran, Libya, Somali, Sudan ve Yemen vatandaşlarının vizelerini askıya almak istemesi, seçim kampanyasındaki politik söylemini icraata geçireceğini ortaya koydu. Her ne kadar söz konusu kararname, New York federal mahkemesi tarafından ‘telafisi mümkün olmayan 
zarara’ yol açabileceği gerekçesiyle geçici olarak askıya alınsa da, vizesi iptal edilen birçok insan, ülkeye giriş yapamadı. MAZLUMDER olarak birçok temel insan hakkı ihlaline yol açan kararnameyi kınıyoruz.

Bilindiği gibi başkan adaylığı süresince kurduğu söylemle göçmen, mülteci ve İslam karşıtlığı besleyen Donald Trump’ın politikası, şiddet çağrılarına ve eylemlere dönüşmüştü. ABD’de yaşayan Müslümanların ibadethane olarak da kullandıkları İslam merkezlerine saldırılarda kayda değer bir artış gözlemlenmişti. Bu sebeple, vize kararnamesinin hemen akabinde Teksas eyaletine bağlı Victoria kentindeki İslam Merkezi'nin camisinin, sabaha karşı ateşe verilmesi ve kullanılamaz hale gelmesi, yangının daha önceki saldırıların devamı şeklinde değerlendirilmesine yol açtı.

2017 yılının ilk ayında yaşananlar, aslında 2016 yılı boyunca Batı ülkelerinde artış gösteren İslam karşıtı söylem ve eylemlerin, bu yıl da sürme ihtimalinin yüksek olduğuna işaret ediyor. Nitekim Hollanda'nın ırkçı söylemleriyle bilinen Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders de 2017 yılında yapılacak seçimlerde partisinin seçim bildirgesinde, Hollanda’yı “İslam'dan arındırma” amaçladığını belirtmesi ve sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada camilerin kapatılması, Kur'an-ı Kerim’in yasaklanması, sokakta başörtüsünün yasaklanması,İslam ülkelerinden Hollanda'ya girişlerin engellenmesi ve İslami okulların kapatılması gibi vaatlerde bulunması, ülkedeki Müslümanları hedefe dönüştürüyor. Söz konusu ırkçı nefret kampanyasının devam ettiği ülkede, camilerin tehdit ve baskı altında bulunması; ülkenin dört büyük camisinin yetkililerinin Quebec eyaletindeki cami saldırısı sonrası güvenlik nedeniyle “geçici bir süre kapalı kalma” kararı almalarına yol açtı.

Benzer şekilde, 2016 yılı boyunca İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda’da binlerce nefret suçu işlendiği ve bir önceki yıla göre yüzde 20’lik bir artışın yaşandığı gözlemlenmişti. Günde ortalama 200 nefret suçunun kaydedildiği İngiltere’de, Brexit sürecinde özellikle sığınmacıları hedef alan ırkçı söylemin öne çıkması camilere ve göçmenlerin kültürel merkezlerine yönelik saldırılara da zemin hazırlamıştı.

Hatırlanacağı üzere 2016 yılında Fransa'da, yaklaşık otuz belediye tesettüre uygun deniz kıyafetlerini yasaklamaya kalkmış, Nice şehrinde sahilde oturan bir kadının kıyafeti, sahil için "uygun olmadığı" gerekçesiyle polisler tarafından zorla çıkarttırılmıştı. Kamu kurumlarında başörtü yasağıyla başlayan, peçe yasağıyla devam eden sürecin vardığı son nokta ise ciddi bir eleştiri konusu olmuştu.

Fransa’da bu jakoben uygulamanın hemen akabinde Almanya’da İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, kamuda, okul ve üniversitelerde, mahkemelerde, trafik ve pasaport kontrollerinde burka yasağı konmasını içeren bir öneriyi gündeme taşımıştı. Diğer taraftan sorunun sadece burka ile kalmadığı, Brandenburg eyaletine bağlı Luckenwalde’de, belediyede sığınmacılarla ilgili altı haftalık bir projede stajyerliğe başlayan bir kadının, başörtülü çalışmak istemesi üzerine, görevine ilk günden son verilmesi örneğine bakıldığında anlaşılmıştı.

Trump, Wilders ve Le Pen örneklerinin gösterdiği üzere, seçim kampanyalarının göçmenlere, mültecilere ve Müslümanlara yönelik karşıtlıklarla yürütülmesi, farklılıkların tehdit unsuru gibi hedef gösterilmesi; toplumlarda ırkçı bir nefret iklimini beslemekte ve şiddet eylemlerini teşvik etmektedir.

MAZLUMDER olarak insanları dini, mezhebi, etnik ya da sosyo-kültürel nedenlerden dolayı ayrıştıran, birbirine karşı kışkırtan ve belirli bir grubu topyekün potansiyel tehdit gibi gösteren her türlü söylem ve icraatın, insanlığı tehdit ettiğinin unutulmamasını istiyoruz. Bu sebeple, insan hakları ihlalleriyle sonuçlanan bu tür durumlara karşı herkesi ortak insani değerlerde buluşmaya davet ediyoruz.

MAZLUMDER Genel Merkezi

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı Basın AçıklamalarıTarih 2017-01-31
Okunma Sayısı : 89
Şube ve Temsilcilerimiz
diyarbakir
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Diyarbakır Şubesi
Adres: Gevran Cad.2.Akkoyunlu Sok. Nuryuva Apt. Kat:1 NO:1 (Konukevi karşısı) Ofis/DİYARBAKIR
E-posta: mazlumderdiyarbakir[a]gmail.com | Telefon: (412) 228 42 04 | Faks: (412) 228 42 14

Ziyaretçi Sayımız : 1921599

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari