diyarbakir
Halepçe'de katledilen halepçeliler değil insanlığımızdır

İran- Irak savaşının 8. yılında "enfal operasyonu" kapsamında gerçekleştirilen Halepçe katliamında büyük çoğunluğu Kürd olan binlerce insan yaşamını yitirmiştir. 16 Mart 1988'de gerçekleştirilen katliam sırasında İran sınırına yakın bir bölgede bulunan Halepçeliler helikopterlerden ve uçaklardan atılan kimyasal gazlardan kendilerini kurtaramamışlardır. Hayalet şehir haline dönüşen Halepçe'de yerde yatan bedenler zulmün gönülsüz ve sessiz tanıklarıdır. Kimi evinin avlusunda kurulmuş sofra başında; kimi kapının eşiğinde; kimi bebeğini emzirirken; kimi oyun oynarken, kimi tarlada. Uzaktan bakıldığında, sanki tarlalarda ot yerine insan bedeni biçilmiş, şehir açık hava mezarlığı haline getirilmiştir.

1987-1989 yılları arasında düzenlenen bu katliamı araştıran Middle East Watch (Ortadoğu İzleme Komitesi) ve Human Rights Watch (İnsan Hakları İzleme Örgütü) gibi insan hakları örgütlerinin raporlarına göre yaklaşık 200 bin Kürt katliamda hayatını kaybetmiştir. Bazı devlet dokümanları ve katliamdan sağ kurtulan tanıklardan yaklaşık 350 kişi ile yapılan görüşmelerden çıkan sonuçlara göre, içinde çok sayıda kadın ve çocuğunda bulunduğu yüz binlerce Kürd katledilmiş veya kaybedilmiş, on binlercesi kitlesel olarak yok edilmiş, kimyasal silahlar yaygın olarak kullanılmıştır. 1276 köy yakılıp yok edilmiş zor koşullarda yaşamaya mahkûm bırakılmış, yüz binlerce köylü yerlerinden zorla çıkartılmıştır. Yine B.M. ve Uluslararası Af Örgütü'nün raporlarına göre 1987 ilkbaharı ve 1988 Şubatı arasında Irak Hükümeti bazı Asurilerin ölümüne neden olmuş, 35 Asuri kilisesi ve manastırı da dahil olmak üzere 31 Asuri köyü tahrip edilmiştir.

Bu olay ile bir kez daha biyolojik ve kimyasal silahların üretimi, bulundurulması ve askeri operasyonlarda kullanılması ile ilgili sözleşmelere uyulmamıştır. Dünya kamuoyu bu olayı kınarken, Irak Diktatörü Saddam Hüseyin'e bu silahı veren güçler ölüm sessizliğine bürünerek "sessizlik ideolojisi içinde korku kültürü" geliştirmişlerdir. Halepçe; Hiroşima'da, Nagasaki'de, Felluce'de, Sabra'da, Satila'da, Ramadi'de; Siyahilere, Kızılderililere, Aborjinlere ve Filistinlilere karşı işlenen toplu cinayetlerin Kürt halkı üzerindeki uzantısıdır.

Halepçe'de yaşananlar hiç şüphesiz biz insan hakları savunucuları açısından asla kabul edilemez bir durumdur. Şu iyi bilinmelidir ki; sorunların çözümünde katliamlar çözümü değil çözümsüzlüğü getirmektedir. Silahların gölgesinde özgürlük aranmaz. Silahların gölgesinde barış çığlıkları duyulmaz. Biz barışa ancak etnik kimliklerin kabul edildiği, insanların yaşam ve kültür farlılıklarının çatışma haline dönüştürülmediği bir ortamda şah damarımızdan daha yakın olacağız. Özgürlük ancak insanların kültür ve algı farklılıklarının birbirleri ile ve sistemle çatışma vesilesi haline getirilmediği, aksine korunması gereken değerler haline getirildiği takdirde elde edinilebilinir.

Biz MAZLUMDER olarak binlerce insanın yaşam hakkının ihlal edildiği Halepçe katliamının 21. yıl dönümünde adı ister Halepçe olsun ister başka bir şey olsun insanlığa bu acıları yaşatanları en sert şekilde kınıyoruz. Sahici bir 'barış içinde bir arada yaşama' pratiğini; farklılığı yok etmeyi kendi varlığının devamı için zorunlu olarak gören zihniyete şunu söylüyoruz: Hiçbir sınır ve hiçbir gerekçe yaşam hakkından daha değerli değildir. Halepçe'de katledilenler Halepçeliler değil insanlığımızdır.

MAZLUMDER DİYARBAKIR ŞUBE BAŞKANI

SEHER AKÇINAR BAYAR

FAALİYET BİLGİLERİKategori Adı BASIN AÇIKLAMALARITarih 2009-03-16
Okunma Sayısı : 919

 

Şube ve Temsilcilerimiz
diyarbakir
İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği - Mazlumder / Diyarbakır Şubesi
Adres: İnönü Cad. Kahraman İş Merkezi NO: 4/5 Dağkapı/DİYARBAKIR
E-posta: diyarbakir@mazlumder.org | Telefon: (412) 228 42 04 | Faks: (412) 228 42 14

Ziyaretçi Sayımız : 896221

beyaz.net, bilisim, network, web uygulamalari